Kur’an’dan Dualar: Kuran da Geçen Peygamber Duaları

Dua, kulun Rabbiyle kurduğu en samimi bağdır. Kur’an-ı Kerim ise yalnızca bir kitap değil; aynı zamanda insanın korkusunu, umudunu, pişmanlığını ve teslimiyetini dile getiren en saf dua kaynağıdır. Kur’an’da yer alan dualar, insanın her hâline hitap eder: darlıkta, bollukta, günah sonrası pişmanlıkta, korkuda ve umut anında…

Kur’an’dan yapılan duaların en önemli özelliği, doğrudan Allah’ın öğrettiği sözlerle yapılmasıdır. Bu yönüyle Kur’an duaları; lafız, anlam ve niyet bakımından en sahih ve en güçlü yakarışlardır.

Kur’an’da Dua Var mı?

Evet. Kur’an’ın birçok ayeti doğrudan dua cümlelerinden oluşur. Bazıları peygamberlerin dualarıdır, bazıları salih kulların yakarışlarıdır, bazıları ise bizzat Allah’ın kullarına nasıl dua edeceklerini öğrettiği ifadelerdir.

Dua, sadece istemek değil; haddini bilmek, yönelmek ve teslim olmaktır.

Kur’an’dan Duaların Özelliği


Hz.Âdem’in Duası

قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

“Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz.”
(A‘râf, 23)


Hz.Nuh’un Duaları

فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ

“Gerçekten ben yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen yardım et.”
(Kamer, 10)


وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا ... وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا

“Rabbim, beni, anne ve babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını artırma.”
(Nûh, 26–28)


وَنَادَى نُوحٌ رَّبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابُنِي مِنْ أَهْلِي ... وَأَنتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ

“Rabbim! Oğlum ailemdendir. Senin va’din gerçektir. Sen hükmedenlerin en hikmetlisisin.”
(Hûd, 45)


قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ

“Ey Rabbim! Bilgim olmayan şeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.”
(Hûd, 47)


Hz. Lût’un Duası

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ

“Rabbim! Fesat çıkaran bu kavme karşı bana yardım et.”
(Ankebût, 30)


Hz. Eyyûb’un Duası

أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

“Bu dert beni sardı. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”
(Enbiyâ, 83)


Hz. Yakub’un Duası

إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ

“Sıkıntımı ve hüznümü yalnız Allah’a arz ediyorum.”
(Yûsuf, 86)


Hz. Yunus’un Duası

لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

“Senden başka ilah yoktur. Sen yücesin. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum.”
(Enbiyâ, 87)

Hz.Şuayb’ın Duası

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا أَن نَّعُودَ فِيهَا إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ

“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah’a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. ‘Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hüküm ver. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.’”
(A‘râf, 89)


Hz.Yusuf’un Duaları

قَالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ وَإِلاَّ تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ الْجَاهِلِينَ

“(Yusuf) dedi ki: ‘Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara eğilim gösterir (korkarım), böylece cahillerden olurum.’”
(Yûsuf, 33)


رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

“Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkânını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.”
(Yûsuf, 101)


Hz.Musa’nın Duaları

قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

“(Musa) dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten ben kendi nefsime zulmettim; artık beni bağışla.’ Böylece (Allah) onu bağışladı. Şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.”
(Kasas, 16)


قَالَ رَبِّ بِمَا أَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرًا لِّلْمُجْرِمِينَ

“(Musa) dedi ki: ‘Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlulara destekçi olmayacağım.’”
(Kasas, 17)


فَخَرَجَ مِنْهَا خَائِفًا يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

“Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: ‘Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar’ dedi.”
(Kasas, 21)


وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَاء مَدْيَنَ قَالَ عَسَى رَبِّي أَن يَهْدِيَنِي سَوَاء السَّبِيلِ

“Medyen’e doğru yöneldiğinde de: ‘Umarım Rabbim beni doğru bir yola yöneltip iletir’ dedi.”
(Kasas, 22)

قَالَرَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي وَاجْعَل لِّي وَزِيراً مِّنْ أَهْلِي هَارُونَ أَخِي اشْدُدْ بِهِ أَزْرِي وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيراً وَنَذْكُرَكَ كَثِيراً إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيراً

“Rabbim! Göğsümü aç, işimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver; kardeşim Harun’u. Onunla arkamı kuvvetlendir, onu işimde ortak kıl. Böylece Seni çok tesbih edelim, Seni çok zikredelim. Şüphesiz Sen bizi görüyorsun.”
(Tâhâ, 25–35)


قَالَ قَدْ أُجِيبَت دَّعْوَتُكُمَا فَاسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَانِّ سَبِيلَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

“(Allah) dedi ki: ‘İkinizin duası kabul edilmiştir. Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilmeyenlerin yoluna uymayın.’”
(Yûnus, 89)


وَاخْتَارَ مُوسَى قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلًا ... فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

“Musa, kavminden yetmiş kişi seçti... ‘Rabbimiz! Bizim velimiz Sensin. Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.’”
(A‘râf, 155)


وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ

“Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz. Şüphesiz biz Sana yöneldik.”
(A‘râf, 156)


Hz.Süleyman’ın Duaları

رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ

“Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın salih bir iş yapmamı ilham et. Beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.”
(Neml, 19)


قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَّا يَنبَغِي لِأَحَدٍ مِّنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ

“Rabbim! Beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen çok bağışlayansın.”
(Sâd, 35)


Hz.Zekeriyya’nın Duaları

إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا

“Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, başım ağardı…”
(Meryem, 3–6)


رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ

“Rabbim! Bana Katından tertemiz bir nesil bağışla. Şüphesiz Sen duaları işitensin.”
(Âl-i İmrân, 38)


رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

“Rabbim! Beni yalnız bırakma. Sen mirasçıların en hayırlısısın.”
(Enbiyâ, 89)


Hz.İsa’nın Duaları

اللَّهُمَّ رَبَّنَا أَنزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِّنَ السَّمَاءِ

“Allah’ım, Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir… Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
(Mâide, 114)


سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِي بِحَقٍّ

“Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz… Şüphesiz gaybı bilen Sensin.”
(Mâide, 116)

Hz.İbrahim’in Duaları

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء

“Rabbim! Beni namazı dosdoğru kılanlardan eyle; soyumdan olanları da. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.”
(İbrahim, 40)


رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anne-babamı ve bütün mü’minleri bağışla.”
(İbrahim, 41)


رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

“Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat.”
(Şuarâ, 83)


رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

“Rabbim! Bana salih (bir evlat) bağışla.”
(Sâffât, 100)


رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

“Rabbimiz! Yalnız Sana tevekkül ettik, Sana yöneldik ve dönüş Sanadır.”
(Mümtehine, 4)


رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Rabbimiz! Bizi inkâr edenler için bir imtihan konusu yapma. Bizi bağışla. Şüphesiz Sen Aziz ve Hakîmsin.”
(Mümtehine, 5)


رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz Sen işiten ve bilensin.”
(Bakara, 127)


رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

“Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olmuş kullar eyle; soyumuzdan da Sana teslim olmuş bir ümmet çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz Sen tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olansın.”
(Bakara, 128)


رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ

“Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir elçi gönder.”
(Bakara, 129)


رَّبَّنَا إِنِّي أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ

“Rabbimiz! Ben, soyumdan bir kısmını Senin kutsal evinin yanında ekinsiz bir vadiye yerleştirdim ki namazı dosdoğru kılsınlar…”
(İbrahim, 37)


رَبَّنَا إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ

“Rabbimiz! Şüphesiz Sen gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin.”
(İbrahim, 38)


الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى الْكِبَرِ إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ

“Hamd, ihtiyarlığıma rağmen bana İsmail’i ve İshak’ı bağışlayan Allah’a aittir. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.”
(İbrahim, 39)

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Duaları

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Dilediğine mülkü verir, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye güç yetirensin.”
(Âl-i İmrân, 26)


وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

“De ki: Rabbim! Şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım.”
(Mü’minûn, 97–98)


وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

“Rabbim! Bağışla ve merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.”
(Mü’minûn, 118)


وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا

“Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkmamı nasip et ve Katından bana yardımcı bir güç ver.”
(İsrâ, 80)


فَإِن تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

“Eğer yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir.”
(Tevbe, 129)


Mü’minlerin Duaları

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ۝ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

“Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet.”
(Fâtiha, 5–6)


آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ

“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de iman ettiler… ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, bağışlamanı dileriz. Dönüş Sanadır.’”
(Bakara, 285)


رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

“Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma… Bizi affet, bağışla, bize merhamet et. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
(Bakara, 286)


رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru.”
(Âl-i İmrân, 191)


رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

“Rabbimiz! Eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı nasip et ve bizi takva sahiplerine önder kıl.”
(Furkan, 74)


وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا

“Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, Sen de onlara merhamet et.”
(İsrâ, 24)


Sadakallâhü’l-Azîm

Ayrıca kuran'da yer alan emir yasaklar tam liste ve kuran'da infak etmek ne demek hakkında detaylı bilgiler sayfamızda yer almaktadır.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .