İbrahim Suresi Meali ve Kısa Notlarla
İbrahim Sûresi, insanın karanlıktan aydınlığa çıkış yolculuğunu anlatır. Bu yolculuk; iman, şükür, sabır ve teslimiyetle şekillenir. Sûre boyunca, geçmiş kavimlerin akıbeti hatırlatılır; inkârın nasıl bir hüsranla, imanın ise nasıl bir dirilişle sonuçlandığı gözler önüne serilir.
İbrahim Sûresinde
- Hz. İbrahim’in duaları, bu sûrenin kalbidir. O, sadece kendisi için değil; çocukları, nesli ve tüm müminler için Rabbine yalvarır. Güvenli bir yurt, şirkten uzak bir hayat ve namazla ayakta duran bir nesil ister. Bu, bir peygamber duasından öte, bütün müminlere bırakılmış bir mirastır.
- Sûre; dünya hayatının geçiciliğini, şeytanın aldatıcılığını ve ahirette kimsenin kimseyi kurtaramayacağını açıkça bildirir. Güzel sözün kökü sağlam bir ağaç gibi yükselmesi, batılın ise yerinden kopmuş bir çalı gibi yok olup gitmesi; iman ile inkâr arasındaki farkı çarpıcı biçimde ortaya koyar.
- İbrahim Sûresi, bize şunu hatırlatır: Hayat, sadece yaşanacak bir süreç değil; yön belirlenecek bir imtihandır. Kur’an bu yüzden indirilmiştir: İnsan karanlıkta kalmasın, yolunu bulsun ve tek ilah olan Allah’a yönelsin diye..
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… [Not: Rahman, sonsuz şefkat ve inayeti; Rahim ise sınırsız merhamet ve mağfireti anlatır.]
1 — Elif Lâm Râ. Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.
(Konu: Hidayet | Ana mesaj: Kur’an, insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran ilahî rehberdir.)
Bu âyet, vahyin temel amacını özetler: İnsanları şirkten, cehaletten ve bunalımdan kurtarıp Allah’ın yoluna yöneltmek.
2 — Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Şiddetli azaptan dolayı inkârcıların vay haline!
(Konu: Mülkiyet ve kudret | Ana mesaj: Her şeyin sahibi Allah’tır; inkâr büyük bir kayıptır.)
İnsan kendini mülkün sahibi zanneder; âyet, mutlak sahipliğin yalnızca Allah’a ait olduğunu hatırlatır.
3 — Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu eğri göstermek isterler. İşte onlar derin bir sapıklık içindedirler.
(Konu: Dünya tutkusu | Ana mesaj: Ahireti unutan, yolu da başkalarına kapatır.)
Burada sadece inkâr değil, başkalarını da saptırma çabası eleştirilir; bu, sapkınlığın derinliğini gösterir.
4 — Biz her peygamberi, mesajı kendilerine açıkça anlatsın diye ancak kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Konu: Tebliğin hikmeti | Ana mesaj: İlahi mesaj anlaşılır olmak üzere gönderilir.)
Peygamberlerin kendi dilleriyle gönderilmesi, bahaneleri ortadan kaldırır; sorumluluğu netleştirir.
5 — Andolsun, Musa’yı da “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat” diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
(Konu: Hatırlatma ve ibret | Ana mesaj: İlahi kurtuluş, sabır ve şükürle anlam kazanır.)
Musa kıssası, her çağ için örnektir: Kurtuluş, hatırlamakla; kalıcılık ise sabır ve şükürle olur.
6 — Musa kavmine şöyle demişti: “Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı; onlar size azabın en kötüsünü yapıyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.”
(Konu: Nimetin farkına varmak | Ana mesaj: Kurtuluş, unutulmaması gereken büyük bir nimettir.)
İsrailoğulları zulüm altında yaşarken gelen kurtuluş, sadece bir özgürlük değil; iman için bir hatırlatmadır.
7 — Hani Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım; eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
(Konu: Şükür ve nankörlük | Ana mesaj: Nimetin artışı şükre, kaybı nankörlüğe bağlıdır.)
Bu ilke yalnız İsrailoğulları için değil, tüm insanlar için geçerlidir: Şükür nimeti korur ve çoğaltır.
8 — Musa dedi ki: “Eğer siz ve yeryüzündekilerin hepsi inkâr etseniz bile, şüphesiz Allah her bakımdan zengindir, övgüye layıktır.”
(Konu: Allah’ın bağımsızlığı | Ana mesaj: İnsan inkâr etse de Allah’a hiçbir zarar veremez.)
İman, Allah’ın ihtiyacı değil; insanın kurtuluş yoludur. Kaybeden daima insan olur.
9 — Sizden önceki kavimlerin; Nûh’un kavminin, Âd’ın, Semûd’un ve onlardan sonrakilerin haberi size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldi; fakat onlar ellerini ağızlarına götürdüler ve “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz; bizi çağırdığınız şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz” dediler.
(Konu: Geçmiş kavimler | Ana mesaj: Tarih, inkârın sonunu defalarca göstermiştir.)
Kur’an, geçmişi hatırlatarak bugünün insanına aynı hatalara düşmemesi için uyarı yapar.
10 — Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz? O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belirli bir süreye kadar ertelemek için sizi çağırıyor.” Onlar ise: “Siz de bizim gibi birer insansınız. Bizi atalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize açık bir delil getirin” dediler.
(Konu: Şüphe ve itiraz | Ana mesaj: Hak, çoğu zaman alışkanlık duvarına çarpar.)
İnsanlar çoğu zaman gerçeği değil, alıştıkları yolu savunur; peygamberlere karşı çıkanların ortak bahanesi budur.
11 — Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Evet, biz de sizin gibi birer insanız. Ancak Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah’ın izni olmadan size bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidir.”
(Konu: Tevekkül | Ana mesaj: Delil Allah’tandır; kulun görevi güvenmektir.)
Peygamberler üstünlüklerini değil, Allah’ın lütfunu öne çıkarır; insanı Allah’a yönlendirirler.
12 — “Bize yollarımızı göstermişken neden Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyetlere mutlaka katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsin.”
(Konu: Sabır | Ana mesaj: Hidayet bulan, sıkıntıya rağmen yolundan dönmez.)
Hak yolda olmak, zorluklardan muaf olmak değildir; sabır, imanın doğal sonucudur.
13 — İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: “Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız ya da dinimize döneceksiniz!” Bunun üzerine Rableri onlara şöyle vahyetti: “Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz.”
(Konu: Zorbalık | Ana mesaj: Hak karşısında tehdit, acziyetin göstergesidir.)
Tarih boyunca batıl, sözü bitince güce başvurmuş; ilahi adalet ise mutlaka tecelli etmiştir.
14 — “Onlardan sonra sizi mutlaka o yurda yerleştireceğiz. Bu, huzurumda durmaktan korkan ve tehdidimden çekinenler içindir.”
(Konu: İlahi vaat | Ana mesaj: Sabredenlere yeryüzünde de karşılık vardır.)
Bu vaat, sadece geçmiş ümmetlere değil; her çağda zulme direnenlere umut verir.
15 — Peygamberler yardım istediler; sonunda her inatçı zorba hüsrana uğradı.
(Konu: İlahi yardım | Ana mesaj: Hak, sonunda galip gelir.)
Yardım bazen gecikir; fakat zulüm kalıcı olmaz. Son söz daima Allah’ındır.
16 — Onun önünde cehennem vardır; kendisine irinli su içirilecektir.
(Konu: Ahiret azabı | Ana mesaj: Zorbalığın sonu ağır bir karşılıktır.)
Bu ifade, dünyada kibirle direnenlerin ahiretteki çaresizliğini çarpıcı biçimde tasvir eder.
17 — Onu yudum yudum almaya çalışacak fakat yutamayacaktır. Ölüm her yandan kendisine gelecek, ama ölmeyecektir. Önünde de ağır bir azap vardır.
(Konu: Çaresizlik | Ana mesaj: Ahirette kaçış yoktur.)
Azabın sürekliliği, dünya hayatında “nasıl olsa biter” diye ertelenen hakikatin ters yüz oluşudur.
18 — Rablerini inkâr edenlerin durumu şuna benzer: Yaptıkları işler, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İşte bu, derin bir sapıklıktır.
(Konu: Amellerin boşa çıkması | Ana mesaj: İmansız emek, ahirette karşılıksız kalır.)
Güçlü bir benzetmeyle, temelsiz yapılan her işin yok olup gideceği hatırlatılır.
19 — Allah’ın gökleri ve yeri hak ile yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yerinize yeni bir topluluk getirir.
(Konu: Kudret | Ana mesaj: İnsan vazgeçilmez değildir.)
Bu âyet, insanın kendini merkez sanma yanılgısını kırar; varlık Allah’ın iradesine bağlıdır.
20 — Bu, Allah için zor değildir.
(Konu: İlahi güç | Ana mesaj: Allah’ın kudreti sınırsızdır.)
İnsan için imkânsız görünenler, Allah katında basittir; güven buradan doğar.
21 — Hepsi Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Zayıflar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz size uymuştuk; şimdi siz, Allah’ın azabından bir parça olsun bizden savabilir misiniz?” Onlar da diyecekler ki: “Allah bizi doğru yola iletseydi, biz de sizi iletirdik. Artık sızlansak da sabretsek de bizim için birdir; kaçacak bir yerimiz yok.”
(Konu: Sorumluluk | Ana mesaj: Kimse başkasının yükünü taşıyamaz.)
Dünyada körü körüne uyulan liderlerin, ahirette hiçbir fayda sağlayamayacağı açıkça ortaya konur.
22 — İş bitirilince şeytan diyecek ki: “Allah size gerçek bir vaatle vaatte bulundu; ben de size vaat ettim ama sizi aldattım. Zaten benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu; ben sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz. Öyleyse beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı reddetmiştim. Şüphesiz zalimler için acı bir azap vardır.”
(Konu: Aldanış | Ana mesaj: Şeytan sadece çağırır; tercih insana aittir.)
Şeytanın itirafı, insanın mazeretini ortadan kaldırır: Günahın sorumluluğu sahibine aittir.
23 — İman edip salih ameller işleyenler ise, içinden ırmaklar akan cennetlere konulacaklar; orada Rablerinin izniyle ebedî kalacaklar. Oradaki karşılamaları “selâm”dır.
(Konu: Mükâfat | Ana mesaj: İman ve amel, ebedî huzura götürür.)
Cehennem sahnelerinin ardından gelen bu tablo, adaletin yanında rahmeti de gösterir.
24 — Allah’ın güzel bir sözü nasıl örnek verdiğini görmedin mi? Güzel söz, kökü sağlam, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.
(Konu: İman benzetmesi | Ana mesaj: Hak söz köklü ve kalıcıdır.)
İman, sadece bir düşünce değil; kök salan, büyüyen ve meyve veren canlı bir hakikattir.
25 — O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah, öğüt alsınlar diye insanlara böyle örnekler verir.
(Konu: Süreklilik | Ana mesaj: Sağlam iman sürekli hayır üretir.)
Gerçek iman, zamanla sönmez; aksine insanın hayatına sürekli değer katar.
26 — Kötü söz ise, yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağaca benzer.
(Konu: Batıl inanç | Ana mesaj: Temelsiz söz ve inanç kalıcı olamaz.)
Hak söz kök salar; batıl ise tutunamaz. Geçici parıltısı olsa da sonu yokluktur.
27 — Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sapasağlam bir sözle destekler. Zalimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.
(Konu: Sebat | Ana mesaj: İman, insanı hem dünyada hem ahirette ayakta tutar.)
Bu destek, kalpteki metanet, dildeki doğruluk ve ölüm anındaki huzur olarak tecelli eder.
28 — Allah’ın nimetini inkâra çevirenleri ve kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
(Konu: Nankörlük | Ana mesaj: Nimet, inkârla felakete dönüşür.)
Nimetin kıymeti bilinmediğinde, insan hem kendini hem çevresini uçuruma taşır.
29 — Cehenneme! Oraya girecekler. Ne kötü bir varış yeridir!
(Konu: Akıbet | Ana mesaj: Yanlış yolun sonu hüsrandır.)
Bu kısa ama sarsıcı ifade, inkârın varacağı nihai durağı özetler.
30 — Onlar, insanları Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koştular. De ki: “Bir süre daha yararlanın; çünkü varacağınız yer ateştir.”
(Konu: Şirk ve aldanış | Ana mesaj: Geçici kazanç, ebedî kaybı gizleyemez.)
Dünya menfaati uğruna insanları saptıranların kazancı kısa, hesabı ise ağırdır.
31 — İman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar; alışverişin ve dostluğun olmayacağı gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak harcasınlar.
(Konu: Kulluk ve infak | Ana mesaj: Ahiret gelmeden ibadet ve paylaşma ihmal edilmemelidir.)
İnsan, dünyadayken fırsata sahiptir; hesap günü ise ne ticaret ne de aracılık geçerlidir.
32 — Allah, gökleri ve yeri yaratan; gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkaran; emriyle denizde akıp giden gemileri hizmetinize veren; nehirleri de emrinize sunandır.
(Konu: Nimetler | Ana mesaj: Hayatın her imkânı Allah’ın lütfudur.)
İnsan çoğu nimeti “doğal” sanır; âyet, her şeyin arkasında ilahi iradenin olduğunu hatırlatır.
33 — Güneşi ve ayı, düzenli şekilde akıp giderken sizin hizmetinize verdi; geceyi ve gündüzü de size boyun eğdirdi.
(Konu: Kozmik düzen | Ana mesaj: Evren, insanın hayatını mümkün kılacak şekilde düzenlenmiştir.)
Zamanın akışı, hayatın ritmi ve düzeni; hepsi insan için hazırlanmış ilahi bir sistemdir.
34 — O, istediğiniz her şeyden size verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Gerçekten insan çok zalim, çok nankördür.
(Konu: Nankörlük | Ana mesaj: İnsan çoğu nimetin farkında değildir.)
Nimet bolluğu, şükür yerine gaflet doğurduğunda insan kendine zulmetmiş olur.
35 — Hani İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.”
(Konu: Dua ve emniyet | Ana mesaj: Güven ve tevhid, toplumun temelidir.)
İbrahim’in duası, en büyük tehlikenin maddi değil; kalbi sapma olduğunu gösterir.
36 — “Rabbim! Çünkü onlar insanlardan birçoğunu saptırdı. Artık kim bana uyarsa o bendendir; kim de bana karşı gelirse, şüphesiz Sen çok bağışlayıcı, çok merhametlisin.”
(Konu: Sorumluluk | Ana mesaj: Hak yol, bilinçli tercihle seçilir.)
İbrahim, tebliğ görevini yapmış olmanın huzuruyla sonucu Allah’a bırakır; rahmete kapı aralar.
37 — “Rabbimiz! Ben soyumdan bir kısmını, senin kutsal evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanların gönüllerini onlara yönelt ve onları çeşitli ürünlerle rızıklandır ki şükretsinler.”
(Konu: Dua ve teslimiyet | Ana mesaj: Zor şartlar bile ibadet için anlam kazanır.)
İbrahim, çorak bir vadide bile kulluğun filizlenmesi için dua eder; bereketin Allah’tan geldiğini öğretir.
38 — “Rabbimiz! Şüphesiz Sen, gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
(Konu: İlahi ilim | Ana mesaj: Allah’tan gizli hiçbir niyet yoktur.)
Dua, sadece söz değil; kalpteki her halin Allah tarafından bilindiğinin bilincidir.
39 — “İhtiyarlık halimde bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a hamdolsun. Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.”
(Konu: Şükür | Ana mesaj: Geciken nimet, değersiz değildir.)
İbrahim’in hayatı, “artık olmaz” denilen anlarda bile Allah’ın kapısının açık olduğunu gösterir.
40 — “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.”
(Konu: Süreklilik | Ana mesaj: İman, nesillere taşınması istenen bir emanettir.)
İbrahim’in duası, sadece kendisi için değil; gelecek kuşaklar için de kulluk bilincidir.
41 — “Rabbimiz! Hesap görüleceği gün beni, anne-babamı ve bütün müminleri bağışla.”
(Konu: Bağışlanma | Ana mesaj: Gerçek merhamet, kendini aşarak başkaları için de dua etmektir.)
İbrahim, duasını yalnız kendisi için değil; ailesi ve tüm müminler için yaparak ümmet bilincini öğretir.
42 — Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. O, onları ancak gözlerin dehşetten donup kalacağı bir güne erteliyor.
(Konu: İlahi adalet | Ana mesaj: Zulüm cezasız kalmaz; sadece ertelenir.)
Dünyada cezasız gibi görünen her haksızlık, aslında büyük hesap gününe bırakılmaktadır.
43 — O gün başları dikilmiş, gözleri kendilerine bile dönmeyecek şekilde donmuş, kalpleri bomboş halde koşuşacaklardır.
(Konu: Dehşet | Ana mesaj: Hesap günü, insanın bütün güvenlerini söküp alır.)
Dünya gururunun yerini, ahirette tarif edilemez bir korku ve çaresizlik alacaktır.
44 — İnsanları, kendilerine azabın geleceği günle uyar. O zaman zalimler: “Rabbimiz! Bizi kısa bir süreye kadar ertele ki çağrına uyalım ve peygamberlere tabi olalım” diyecekler. (Onlara denir ki:) “Daha önce, sizin için bir yok oluş olmayacağına yemin etmemiş miydiniz?”
(Konu: Pişmanlık | Ana mesaj: Ertelenen tövbe, çoğu zaman çok geç kalır.)
Dünyada “daha sonra” diyenler, ahirette aynı isteği dile getirir; fakat artık geri dönüş yoktur.
45 — Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturmuştunuz. Onlara neler yaptığımız size apaçık belli olmuştu ve size örnekler de vermiştik.
(Konu: İbret | Ana mesaj: Geçmiş, ders alınmadığında tekrar eder.)
İnsan, önündeki örnekleri görmesine rağmen ders almazsa, aynı akıbeti yaşamaktan kaçamaz.
46 — Onlar tuzaklarını kurdular; oysa tuzakları dağları yerinden oynatacak olsa bile Allah katında onların tuzakları vardır.
(Konu: Hile ve plan | Ana mesaj: İnsan ne kadar büyük plan kurarsa kursun, ilahi iradenin dışına çıkamaz.)
İnsan aklı, kendini güçlü sanır; fakat kurulan her plan, Allah’ın bilgisi ve takdiri içindedir.
47 — Sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
(Konu: İlahi vaat | Ana mesaj: Allah verdiği sözü mutlaka yerine getirir.)
Gecikme, unutma değildir; ilahi adaletin zamanı vardır ve mutlaka tecelli eder.
48 — O gün yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür; insanlar tek ve mutlak hâkim olan Allah’ın huzuruna çıkarılır.
(Konu: Kıyamet | Ana mesaj: Her şey değişir; geriye sadece Allah’ın huzuru kalır.)
Dünya düzenine güvenen insan, bir gün her şeyin baştan yaratılacağını idrak edecektir.
49 — O gün günahkârları, zincirlere vurulmuş olarak görürsün.
(Konu: Mahkûmiyet | Ana mesaj: Günahın özgürlüğü, ahirette esarete dönüşür.)
Dünyada serbestçe yapılan yanlışlar, ahirette bağlayıcı bir sonuç doğurur.
50 — Gömlekleri katrandandır; yüzlerini ise ateş bürümektedir.
(Konu: Azap tasviri | Ana mesaj: İnkârın bedeli, insanı kuşatan bir pişmanlıktır.)
Bu çarpıcı tasvir, azabın sadece dıştan değil, bütünüyle kuşatıcı olduğunu bildirir.
51 — Allah, her nefsi kazandığıyla cezalandırmak için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
(Konu: Adalet | Ana mesaj: Herkes, kendi yaptığının karşılığını görür.)
Ahirette kimseye haksızlık yapılmaz; karşılık, birebir insanın kendi kazancıdır.
52 — Bu Kur’an, insanlara bir bildiridir; onunla uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye (indirildi).
(Konu: Kur’an’ın amacı | Ana mesaj: Kur’an, uyandırmak ve yönlendirmek için gönderilmiştir.)
Sûre, Kur’an’ın temel hedefini hatırlatarak biter: Uyarı, tevhid ve bilinçli bir hayat.
Sırada ki Sure : Hicr suresi meali okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Diğer sure mealleri , dua ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .