Furkan Suresi Meali Kısa Açıklamalarla
Furkân Sûresi, adını bizzat Kur’an’ın mahiyetinden alır: Furkân… Yani hak ile bâtılı ayıran ölçü. Doğruyu yanlıştan, aydınlığı karanlıktan, yolu uçurumdan ayıran ilahi pusula. Bu sûre, insanın en temel sorusuna cevap verir: “Ben neye göre yaşayacağım?” İnsan ya hevâsını ölçü edinir ya da vahyi. Ya arzusunu ilah yapar ya da Rabbini. Furkân Sûresi tam bu noktada durur ve insanı iki yolun ortasına getirir.
Bir yanda;
- •Hevâsını ilah edinenler,
- •Kur’an’ı “terk edilmiş” hâle getirenler,
- •Dostunu yanlış seçip ahirette pişman olanlar….
Diğer yanda ise;
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… [Not: Rahman, sonsuz şefkat ve inayeti; Rahim ise sınırsız merhamet ve mağfireti anlatır.]
1 — Âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren Allah, yüceler yücesidir.
(Konu: Kur’an’ın misyonu | Ana mesaj: Kur’an, hak ile bâtılı ayıran ölçüdür.)
“Furkan”, doğru ile yanlışı ayıran ilahi ölçüdür. Bu kitap yalnız bir kavme değil, tüm insanlığa rehber olarak indirilmiştir.
2 — Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. O, bir evlat edinmemiştir; hükümranlığında ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış ve ona bir ölçü, bir düzen vermiştir.
(Konu: Tevhid | Ana mesaj: Evren sahipsiz değil, ölçülüdür.)
Ayet, Allah’ın eşsizliğini vurgular: Ne soy bağına ne ortağa ihtiyaç vardır. Her şey O’nun iradesiyle ölçülü yaratılmıştır.
3 — Onlar, O’nu bırakıp kendileri hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış olan; kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen; ne öldürmeye, ne yaşatmaya, ne de diriltmeye gücü yetmeyen ilahlar edindiler.
(Konu: Sahte ilahlar | Ana mesaj: Aciz olana ilah denmez.)
İnsan, güçsüz varlıklara umut bağladığında aslında kendi acziyetini kutsamış olur.
4 — İnkâr edenler, “Bu, onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir; bu konuda ona başka bir topluluk da yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar büyük bir haksızlık ve iftira ortaya koydular.
(Konu: İnkârın dili | Ana mesaj: Hakikat, iftirayla örtülmek istenir.)
Gerçeğe tahammül edemeyenler, onu karalamaya çalışır. Bu, tarihin değişmeyen refleksidir.
5 — “Öncekilerin masallarıdır; onu yazdırmış, sabah akşam kendisine okunmaktadır” dediler.
(Konu: Küçümseme | Ana mesaj: Hakikat, masal diye geçiştirilir.)
Kur’an’ı etkisiz kılmanın yolu, onu “eski hikâyeler” gibi göstermektir. Ayet bu zihniyeti teşhir eder.
6 — De ki: “Onu, göklerde ve yerdeki gizliyi bilen indirmiştir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
(Konu: İlahi kaynak | Ana mesaj: Kur’an, her şeyi bilen tarafından indirilmiştir.)
Kur’an’ın kaynağı insan aklı değil; gizliyi ve açığı bilen Allah’tır. Bu yüzden hem uyarır hem umut verir.
7 — “Bu nasıl peygamber ki yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor? Ona bir melek indirilseydi de beraberinde uyarıcı olsaydı ya!” dediler.
(Konu: Peygamber algısı | Ana mesaj: Hakikati sıradanlıkla küçümserler.)
İnkârcılar, peygamberin insan oluşunu bahane eder. Oysa örnek olmanın yolu insan olmaktan geçer.
8 — “Yahut ona bir hazine verilseydi ya da içinde dolaşacağı bir bahçesi olsaydı!” dediler. Zalimler, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
(Konu: Dünya ölçüsü | Ana mesaj: Değeri servetle ölçerler.)
Hakikati maddi güçle tartan zihniyet, peygamberi de zenginlik üzerinden yargılar.
9 — Bak, sana nasıl benzetmeler getirdiler! Böylece saptılar ve artık bir yol bulamazlar.
(Konu: Sapma | Ana mesaj: Bahaneler, yolu kaybettirir.)
İnsan, gerçeği kabul etmek yerine mazeret üretirse, sonunda yönünü tamamen yitirir.
10 — Dilerse sana bunlardan daha hayırlısını verecek olan O’dur: Altından ırmaklar akan cennetler ve sana köşkler var edecektir.
(Konu: Asıl ödül | Ana mesaj: Gerçek zenginlik ahirettedir.)
Dünya beklentisiyle küçümsenen peygamber, aslında ebedi mülkün sahibine dayanır.
11 — Fakat onlar, o saati (kıyameti) yalanladılar. Biz de o saati yalanlayanlar için alevli bir ateş hazırladık.
(Konu: Hesap günü | Ana mesaj: İnkâr, sonucu ortadan kaldırmaz.)
Kıyameti reddetmek, sorumluluktan kaçma arzusudur; fakat gerçek değişmez.
12 — O ateş, onları uzak bir yerden gördüğü zaman, onun kaynayışını ve uğultusunu işitirler.
(Konu: Uyarı | Ana mesaj: Tehdit, sadece söz değildir.)
Cehennem tasviri, inkârın sonuçlarını zihinde canlandırarak insanı sarsmayı hedefler.
13 — Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada yok olup gitmeyi isterler.
(Konu: Pişmanlık | Ana mesaj: Geç gelen pişmanlık kurtarmaz.)
Dünyada hafife alınan hakikat, orada dayanılmaz bir ağırlığa dönüşür.
14 — (Onlara) “Bugün bir kez yok olmayı değil, defalarca yok olmayı isteyin” denir.
(Konu: Umutsuzluk | Ana mesaj: İnkâr, çıkışsızlığa götürür.)
Azabın sürekliliği, inkârın kalıcılığına karşılık olarak tasvir edilir.
15 — De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takvâ sahiplerine vaad edilen ebedî cennet mi? O, onlar için bir karşılık ve varış yeridir.”
(Konu: Tercih | Ana mesaj: Yol, sonucu belirler.)
Kur’an, insanı iki son arasında seçim yapmaya davet eder: Yok oluş mu, ebedî hayat mı?
16 — Orada onlar için diledikleri her şey vardır ve orada ebedî kalacaklardır. Bu, Rabbinin üzerine aldığı bir vaaddir.
(Konu: Cennet vaadi | Ana mesaj: Sabır, ebedî karşılıkla ödüllendirilir.)
Cennet, geçici bir armağan değil; Allah’ın bizzat taahhüt ettiği kalıcı bir yuvadır.
17 — O gün Allah, onları ve Allah’tan başka taptıklarını bir araya toplar ve “Siz mi kullarımı saptırdınız, yoksa onlar mı yolu kendileri kaybettiler?” der.
(Konu: Hesaplaşma | Ana mesaj: Gerçek ortaya çıkar.)
Mahşerde sahte ilahlar bile yüzleşir; sorumluluğun kimde olduğu açığa çıkar.
18 — Onlar, “Seni tenzih ederiz! Senden başka dostlar edinmek bize yakışmazdı. Fakat sen onları ve atalarını nimetlendirdin; sonunda zikri unuttular ve helâke sürüklenen bir topluluk oldular” derler.
(Konu: İtiraf | Ana mesaj: Bahaneler çöker.)
Tapılanlar bile sorumluluğu reddeder; insanın kendi seçimi ortaya dökülür.
19 — (Allah der ki:) “İşte söylediklerinizde sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de bir yardım bulabilirsiniz. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız.”
(Konu: Yalnızlık | Ana mesaj: Sahte dayanaklar çöker.)
Dünyada güç sanılan her şey, orada dağılır; insan baş başa kalır.
20 — Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de yemek yer, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir imtihan kıldık. Sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi görendir.
(Konu: İmtihan | Ana mesaj: Hayat, karşılaşmalarla sınar.)
Peygamberlerin insan oluşu bir eksiklik değil; örnekliğin temelidir. İnsan, insanla sınanır.
21 — Bize kavuşmayı ummayanlar, “Bize ya melekler indirilmeli ya da Rabbimizi görmeliyiz” dediler. Andolsun ki onlar, kendi içlerinde büyüklenmiş ve büyük bir azgınlıkla sınırı aşmışlardır.
(Konu: Kibir | Ana mesaj: Büyüklenme, hidayetin önündeki perdedir.)
İnsan, Allah’a boyun eğmek istemediğinde, imanı imkânsız şartlara bağlar.
22 — Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkârlar için hiçbir sevinç yoktur. (Melekler onlara:) “Sizden uzak, yasaklanmış bir yasak!” derler.
(Konu: Geç kalış | Ana mesaj: Gerçek, yüzleşme anında acı olur.)
İstenen mucize, artık umut değil; hüküm anına dönüşür.
23 — Onların yaptıkları her işe yöneliriz ve onu savrulmuş toz hâline getiririz.
(Konu: Boşa giden emek | Ana mesaj: İmansız amel, köksüzdür.)
Dayanağı olmayan iyilikler, ahirette değerini yitirir.
24 — O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
(Konu: Karşılaştırma | Ana mesaj: Son durak her şeyi belirler.)
Dünya yorgunluğu, cennette huzura dönüşür.
25 — O gün gök bulutlarla yarılır ve melekler bölük bölük indirilir.
(Konu: Kıyamet manzarası | Ana mesaj: Perde kalkar, gerçek görünür.)
Gizli olan âlem açılır; insan, kaçtığı hakikatle yüz yüze gelir.
26 — O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır. İnkârcılar için ise o, pek çetin bir gündür.
(Konu: Hükümranlık | Ana mesaj: Gerçek güç, yalnız Allah’ındır.)
Dünyada paylaşılan güçler, o gün tek elde toplanır. Sahte otoriteler dağılır.
27 — O gün zalim kimse ellerini ısırarak, “Keşke Peygamber ile birlikte bir yol tutsaydım!” diyecek.
(Konu: Pişmanlık | Ana mesaj: Doğru dost, kaderi değiştirir.)
Yanlış yolda yürüyen, en çok da seçtiği yolu ve rehberi sorgular.
28 — “Vah bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!”
(Konu: Dost seçimi | Ana mesaj: Yakınlık, yön verir.)
İnsan çoğu zaman kendi iradesini, çevresinin etkisiyle teslim eder.
29 — “Andolsun ki o, bana gelen zikirden (Kur’an’dan) beni saptırdı.” Şeytan, insanı yapayalnız ve yardımsız bırakır.
(Konu: Aldanış | Ana mesaj: Şeytan, işi bitince terk eder.)
Dünya arkadaşlığı, ahirette suç ortaklığına dönüşür.
30 — Peygamber, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktı” dedi.
(Konu: Kur’an’la ilişki | Ana mesaj: Terk etmek sadece okumamak değildir.)
Kur’an’ı hayatın dışına itmek, onu “terk edilmiş” kılar; mushafın rafta durması yeterli değildir.
31 — Biz, her peygamber için günahkârlardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
(Konu: Mücadele | Ana mesaj: Hak yol, engelle sınanır.)
Hakikat her zaman dirençle karşılaşır. Bu, yolun yanlışlığını değil; değerini gösterir.
32 — İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbini sağlamlaştırmak için böyle indirdik ve onu tane tane okuduk.
(Konu: Vahyin yöntemi | Ana mesaj: Rehberlik zamana yayılır.)
Kur’an’ın parça parça inişi, kalbi eğitmek ve hayatla birlikte inşa etmek içindir.
33 — Onlar sana ne tür bir misal getirirlerse getirsinler, biz sana mutlaka gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.
(Konu: Hakikatin gücü | Ana mesaj: Gerçek, her itiraza cevap verir.)
İnkârın soruları bitmez; fakat vahyin cevabı her zaman daha derindir.
34 — Yüzüstü cehenneme sürülecek olanlar var ya; işte onlar, yeri en kötü olan ve yolu en sapık olanlardır.
(Konu: Akıbet | Ana mesaj: Yol, sonu belirler.)
Dünyada kibirle yürüyen, orada yüzüstü sürüklenir.
35 — Andolsun ki biz Musa’ya kitabı verdik ve kardeşi Harun’u da onunla birlikte yardımcı kıldık.
(Konu: İlahi destek | Ana mesaj: Yalnız değilsin.)
Allah, ağır sorumluluk yüklediği kulunu desteksiz bırakmaz.
36 — “Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Sonunda onları yerle bir ettik.
(Konu: İlahi adalet | Ana mesaj: Yalanlama, sonuç doğurur.)
Hakikate karşı direniş, sadece bir fikir değil; bir tercihtir ve tarih boyunca bedeli olmuştur.
37 — Nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve onları insanlar için bir ibret kıldık. Zalimler için acı bir azap hazırladık.
(Konu: Tarihî ibret | Ana mesaj: Geçmiş, bugüne konuşur.)
Helâk edilen kavimler, masal değil; bugüne uyarıdır.
38 — Âd’ı, Semûd’u, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesli de helâk ettik.
(Konu: Süreklilik | Ana mesaj: Hakikat değişmez, örnekler çoğalır.)
İnsanlık tarihi, aynı hatanın farklı zamanlardaki tekrarlarıyla doludur.
39 — Her birine örnekler verdik; ama hepsini yerle bir ettik.
(Konu: Uyarıların değeri | Ana mesaj: İkaz, fırsattır.)
Helâk, uyarıdan sonra gelir. Önce anlatılır, sonra hüküm iner.
40 — Andolsun ki onlar, belâ yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Peki onu görmediler mi? Hayır! Onlar yeniden dirilmeyi ummuyorlar.
(Konu: Gaflet | Ana mesaj: Göz görür, kalp görmez.)
İnsan bazen ibreti görür ama ders almaz; çünkü ahireti hesaba katmaz.
41 — Seni gördüklerinde, “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği bu mu?” diyerek seni alaya alırlar.
(Konu: Alay | Ana mesaj: Hakikat, önce küçümsenir.)
Gerçeği kabul etmek istemeyenler, onu temsil edeni küçültmeye çalışır.
42 — “Eğer ilahlarımıza bağlılıkta direnmeseydik, neredeyse bizi onlardan saptıracaktı” derler. Azabı gördüklerinde kimin yolunun daha sapık olduğunu bileceklerdir.
(Konu: Direniş | Ana mesaj: Hakikat rahatsız eder.)
İnsan, alıştığı yanlışları terk etmek istemez; doğruluk onu sarsar.
43 — Hevâsını kendine ilah edineni gördün mü? Artık ona sen mi vekil olacaksın?
(Konu: Nefis | Ana mesaj: Arzu, ilah olursa insan kaybolur.)
İnsan bazen taş putlara değil, kendi isteklerine tapar.
44 — Yoksa onların çoğunun işittiğini veya aklettiğini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidir; hatta yolca daha da şaşkındırlar.
(Konu: Akıl ve sorumluluk | Ana mesaj: Düşünmeyen insan, yönünü kaybeder.)
İnsan, aklını kullanmadığında sahip olduğu nimet onu yüceltmez.
45 — Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi ona delil kıldık.
(Konu: Kudret ve düzen | Ana mesaj: En küçük ayrıntı bile ölçülüdür.)
Gölgenin hareketi bile ilahi düzenin sessiz bir işaretidir.
46 — Sonra onu yavaş yavaş kendimize doğru çekeriz.
(Konu: İlahi düzen | Ana mesaj: Her şey belirli bir ölçüyle ilerler.)
Gölgenin kısalması bile tesadüf değildir; zamanın akışı ilahi iradeyle yürür.
47 — Geceyi sizin için bir örtü, uykuyu bir dinlenme, gündüzü ise bir diriliş kılan O’dur.
(Konu: Rahmet | Ana mesaj: Hayat, dinlenme ve uyanışla dengelenir.)
İnsan bedeni ve ruhu için gece bir sığınak, gündüz yeni bir başlangıçtır.
48 — Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. Biz gökten tertemiz bir su indirdik.
(Konu: Umut | Ana mesaj: Rahmet, önceden haber verir.)
Yağmurdan önce esen rüzgârlar, ilahi lütfun habercisidir.
49 — Onunla ölü bir beldeyi diriltelim, yarattığımız nice hayvanları ve insanları onunla sulayalım diye.
(Konu: Diriliş | Ana mesaj: Hayat, Allah’ın elindedir.)
Kurak toprağın dirilişi, kalplerin dirilişine bir işarettir.
50 — Andolsun ki onu aralarında evirip çevirdik ki düşünüp öğüt alsınlar. Fakat insanların çoğu nankörlükten başkasını kabul etmedi.
(Konu: Nankörlük | Ana mesaj: Nimet, fark edilmezse ders olmaz.)
Aynı rahmet defalarca gelir; fakat kalp kapalıysa şükür doğmaz.
51 — Eğer dileseydik, her kasabaya mutlaka bir uyarıcı gönderirdik.
(Konu: Evrensel davet | Ana mesaj: Uyarı bir lütuftur.)
Allah, insanı başıboş bırakmaz; uyarı göndermek, merhametin bir tezahürüdür.
52 — Öyleyse inkârcılara boyun eğme; bu Kur’an ile onlara karşı büyük bir mücadele ver.
(Konu: Direniş | Ana mesaj: Müminin silahı Kur’an’dır.)
Bu mücadele, kaba güçle değil; hakikatle, sözle ve duruşla yapılır.
53 — O, iki denizi salıverendir: Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır. Aralarına bir engel, aşılmaz bir perde koymuştur.
(Konu: İlahi denge | Ana mesaj: Karışmayan şeyler de bir hikmettir.)
Birbirine yakın ama karışmayan sular, görünmez ilahi sınırların delilidir.
54 — O, sudan bir insan yaratan ve ona soy bağı ve evlilik bağı veren O’dur. Rabbin her şeye kadirdir.
(Konu: Yaratılış | Ana mesaj: İnsan bağlarla var olur.)
İnsan sadece birey değildir; aileyle, nesille ve toplumla anlam kazanır.
55 — Onlar, Allah’ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar veremeyen şeylere tapıyorlar. İnkârcı da, Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.
(Konu: Yanlış yöneliş | Ana mesaj: İnsan bazen kendi zararına taraf olur.)
İnsan, hakikati terk ettiğinde; zarara bile bile ortak olur.
56 — Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
(Konu: Peygamberlik görevi | Ana mesaj: Tebliğ etmek yeterlidir.)
Peygamberin görevi zorlamak değil; hatırlatmak, uyarmak ve umut vermektir.
57 — De ki: “Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine giden yolu tutmak isteyen kimse (istesin).”
(Konu: Samimiyet | Ana mesaj: Hakikat karşılıksız sunulur.)
Davet, menfaat için değil; insanın Rabbine ulaşması içindir.
58 — Sen, ölmeyen ve daima diri olan Allah’a dayan; O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.
(Konu: Tevekkül | Ana mesaj: Dayanak, fani olanda değil, ebedî olanda olmalıdır.)
İnsanlar tükenir; Allah tükenmez. Güvenilecek tek kapı O’dur.
59 — Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş’a hükmeden Rahmân’dır. O’nu her şeyden haberdar olana sor.
(Konu: Kudret | Ana mesaj: Evren sahipsiz değildir.)
Yaratılış, başıboş değil; ilahi bir idare altındadır.
60 — Onlara, “Rahmân’a secde edin” denildiğinde, “Rahmân da neymiş? Senin emrettiğine mi secde edelim?” derler ve bu, onların nefretini artırır.
(Konu: İnat | Ana mesaj: Kibir, secdeye engeldir.)
Secde, sadece bedensel bir hareket değil; benliği yere bırakmaktır. Kibir buna direnç gösterir.
61 — Gökte burçlar var eden, onların içine bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay yerleştiren ne yücedir!
(Konu: Kudret ve düzen | Ana mesaj: Evren, bilinçli bir tasarımdır.)
Göklerin düzeni, sahipsizliğin değil; ilahi ölçünün göstergesidir.
62 — Gece ile gündüzü, ibret almak veya şükretmek isteyenler için birbiri ardınca getiren O’dur.
(Konu: Zaman | Ana mesaj: Her gün yeni bir fırsattır.)
Gece ve gündüzün dönüşümü, insan için tövbe ve yenilenme kapısıdır.
63 — Rahmân’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler; cahiller kendilerine laf attığında “selâm” der geçerler.
(Konu: Ahlâk | Ana mesaj: Güç, sükûnetle taşınır.)
İman, insana vakar kazandırır; tartışmayı değil, huzuru seçtirir.
64 — Onlar, gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler.
(Konu: Gece ibadeti | Ana mesaj: Kalp, yalnızlıkta arınır.)
Gecenin sessizliği, kul ile Rabbi arasındaki bağı derinleştirir.
65 — Onlar, “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Gerçekten onun azabı süreklidir” derler.
(Konu: Dua | Ana mesaj: Korku, kulun sığınağıdır.)
Mümin, güvenle yaşar ama sonucu asla hafife almaz.
66 — Şüphesiz orası, ne kötü bir barınak ve ne kötü bir konaktır.
(Konu: Akıbet | Ana mesaj: Son durak her şeyi belirler.)
Hayatın yönü, varış yerini tayin eder.
67 — Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.
(Konu: Ölçü | Ana mesaj: İman, denge getirir.)
Mümin, ne savurgandır ne de katı; ölçü onun karakteridir.
68 — Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır bir ceza ile karşılaşır.
(Konu: Büyük günahlar | Ana mesaj: İman, sınırlar koyar.)
Rahmân’ın kulları, hayatın en kritik eşiklerinde durmayı bilenlerdir.
69 — Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve orada horlanmış olarak ebedî kalır.
(Konu: Sonuç | Ana mesaj: Büyük günah, büyük bedel doğurur.)
Uyarı, insanı geri döndürmek içindir.
70 — Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler müstesna. Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
(Konu: Umut | Ana mesaj: Dönüş, kaderi değiştirir.)
İslam’da geçmiş, samimi bir dönüşle silinmez; dönüşür.
71 — Kim tevbe eder ve salih amel işlerse, gerçekten Allah’a hakkıyla yönelmiş olur.
(Konu: Yöneliş | Ana mesaj: Tevbe, yeni bir başlangıçtır.)
Tevbe, sadece pişmanlık değil; yön değiştirmedir.
72 — Onlar yalana şahitlik etmezler; boş sözle karşılaştıklarında onurluca geçip giderler.
(Konu: Onur | Ana mesaj: Mümin, seviyesini düşürmez.)
Rahmân’ın kulları, ortam kirliyse uzak durmayı bilir.
73 — Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.
(Konu: Duyarlılık | Ana mesaj: Kalp, uyarıya açıktır.)
İman, kulakta değil; kalpte işitir.
74 — Onlar, “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı ver; bizi takvâ sahiplerine önder kıl” derler.
(Konu: Aile duası | Ana mesaj: Mutluluk, imanla güzelleşir.)
Gerçek huzur, sevdiklerinin de doğru yolda olmasıdır.
75 — İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamlarıyla ödüllendirilecek ve orada esenlik ve selâm ile karşılanacaklardır.
(Konu: Karşılık | Ana mesaj: Sabır, zirveye taşır.)
Dünyada tutulan ölçü, ahirette mertebeye dönüşür.
76 — Orada ebedî kalacaklardır. Ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır!
(Konu: Ebediyet | Ana mesaj: Asıl yurt orasıdır.)
Geçici dünyaya karşılık kalıcı bir vatan vaat edilir.
77 — De ki: “Duânız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Siz yalanladınız; artık bu (azap) kaçınılmaz olacaktır.”
(Konu: Değer | Ana mesaj: İnsan, dua ile anlam kazanır.)
Sûre, kulun Allah katındaki değerinin bağını hatırlatarak kapanır: Yöneliş ve dua.
Sırada ki Sure : Şuara suresi meali okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Diğer sure mealleri , dua ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .