Aşk: İnsanın En Hassas İmtihanlarından Biri
Bir insan, bir başka insana tutkulu bir şekilde âşık olabilir. Bu, görünen yanıdır; zahirdir. Ancak aşk sadece görünen yüzüyle yaşanmaz. Onun görünmeyen, içten içe yıpratan ve insanı zorlayan tarafları da vardır.
Bu yazıda aşkı romantik bir masal gibi değil; insanî yönleri, sebepleri ve sonuçlarıyla ele almak istiyoruz.
İnsan Çevresel Bir Varlıktır
İnsan beyni, farkında olmadan çevresel faktörlerden etkilenir.
Komşunun aldığı yeni bir koltuk takımını görüp, “Ben de aynısını ya da benzerini almalıyım” diye düşünmek gibi… Bu bazen eşya olur, bazen ev, bazen araba; bazen de ilişki ve aşk algısı.
Çocukluğa indiğimizde bunu daha net görürüz. Evcilik oyunları, anne–baba rolleri, yuva kurma temaları… İnsan, daha çocuk yaşta bile evlilik benzeri bir kurgunun içinde kendini bulur.
Bu durum sonradan öğrenilmiş bir şey değildir; bilinçaltına işlenen fıtrî bir hazırlıktır.
Fıtrat ve Yaratılış Gerçeği
Allah, her canlıyı bir eş ile yaratmıştır. İnsan da fıtratı gereği:
- Sevilmek ister
- Bağlanmak ister
- Yuva kurmak ister
Bu istek ne ayıptır ne de zayıflıktır. Aksine, Allah’ın koyduğu dünya düzeninin bir parçasıdır. Ancak bu yöneliş helal dairede ve sınırlar içinde kaldığı sürece anlamlıdır.
Bu hâliyle hem Allah hem de Peygamber tarafından teşvik edilmiş, tavsiye edilmiştir.
Aşk Nerede Zorlaşır?
Aşk bazen:
- Aşırı bağlılık
- Kontrolsüz sahiplenme
- Karşı konulamayan bir tutku hâline dönüşür
İşte burada denge bozulur.
Sonrasında; kavuşamama yaşanır, duygular karşılık bulmaz ya da taraflar aynı hissi taşımaz. İnsan; kimseye bir şey diyemez, içten içe ağlar, nefesi daralır ama yine de hayatına devam eder.
Herkes, o an sadece kendi yaşadığını bilir.
Bu hâl insanı buhrana sürükler. Kalp acır, ruh daralır, insan içine kapanır.
Hayat Bir Denge Üzerine Kuruludur
Hayatı ateş örneğiyle düşünelim:
- Ateşe çok yaklaşırsan → elini yakarsın
- Çok uzak durursan → ısınamaz, yemeğini pişiremezsin
Aşk da böyledir. İnsani aşkın dengesini kuramazsan; canın yanar, incinirsin, yıpranırsın. Ve çoğu zaman bu denge kurulamaz.
İman Penceresinden Bakmak
Kur’an, sadece “Namaz kıl, oruç tut” demek için inmedi. Kur’an; insanın hayat rehberi olsun, bu dünyayı saadetle yaşatsın ve asıl önemli olan ebedî hayatı kazandırsın diye bir rahmet olarak indi.
Bu yüzden insan; severken, bağlanırken, karar alırken Allah’ın rızasını ve koyduğu sınırları hesaba katmalıdır.
Yanlış Anlam Yüklemesi
Çağımızda aşk acısı çeken insan sayısı az değildir. Buna bizzat şahit olanlar, hatta yaşayanlar çoktur.
Sorun şurada başlar: İnsan, anlam yüklemesi gereken yeri şaşırırsa; asıl bağlanması gereken makam yerine geçici olana tutunursa batan güneşin ardından koşar durur.
Enerjisini, kalbini ve düşüncesini yanlış yere bağlayan insan, sürekli aynı döngüyü yaşar ve fark etmeden kısır bir döngünün içinde döner durur.
Gençler İçin Son Söz (Burayı Kaçırma)
Belli bir noktadan sonra, kahrolası şeytan insanın en zayıf anını kollar. Kalbin acırken, aklın bulanmışken fırsatını bulur.
Der ki: “Bu acıyı bastır.”
Ve sözde bastırmak için; alkole yönlendirir, sigaraya sürükler, haramı normalleştirir… Ama bastırdığını sandığın şey daha da büyür.
Sonra kısacık dünya içinde kendini bir zindana hapsedersin. Gözün başka bir şey görmez. Kalbin daralır, ruhun yorulur.
Eğer şu an böyle bir noktadaysan, bil ki: Bu, Allah’a yönelmenin tam zamanıdır.
Hiç süslemeden, olduğu gibi de ki:
“Allah’ım, yüreğime söz geçiremiyorum.
Bu hâl beni ve iç dünyamı sarsıyor.
Eğer Sen yardım etmezsen,
kendi dünyamı zindana çevireceğim.
Kalbimde olan benim için hayırlıysa,
sonunu bana ihsan eyle.
Eğer hayırlı değilse,
hakkımda hayırlı olanı kalbime razı eyle.”
İnsan bazen güçlü olamaz. Ama sığınabilir. Kalbini, yüzünü, yönünü Allah’a çevir. Çünkü bazı aşklar insanı tüketir; Allah’a sığınmak ise insanı ayağa kaldırır.
Ayrıca sevdiğine kavuşma duası ve sevgi muhabbet duaları hakkında detaylı bilgiler sayfamızda yer almaktadır.
Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .